





| Eleman Aranıyor: "İçerik Güncelleyici" |
|
|
| Cuma, 18 Eylül 2009 15:42 |
Daha önce şu yazımızda firmaların artık kelime kalabalığından oluşan kurumsal sitelerinin yanısıra, ürünlerinin ön planda olduğu e-ticaret sitelerinin gündemde olduğunu ve şu yazımızda da firmalar için yeni “trend”in kurumsal blogları olduğundan bahsetmiştik. Artık siz de 1000 tane broşür bastırmakla yeni pazarlara ulaşamayacağınızı farkına vardınız.İyi ama kim yetieşecek bu sanal dünyanın hızına? İşin ciddiyetini farkına varanlar için bu işlerin, artık sekreterin artan! vaktinde yapabilceği ya da pazarlama departmanındaki birinin bir taraftan da halledeceği işler olmadığı aşikar. Artık sadece bu işler için bir personel tahsis etmenin vakti geldi. Ve bu personelin tüm işi: belki de buğüne kadar personellerinize yasakladığınız tüm siteleri gezmesi. Bir personel düşünün sabah gelir gelmez bir tarfatan Outlook'da maillerini yüklerken diger tarfatan hemen MSN'inini açıyor. Oturumunun açılması ile birlikte günün anlam ve önemini beliten bir “Kişisel İleti” yazıyor, -ki zaten yolda ne yazacağını kurgulamıştı bile. Maillere şöyle bir baktıkta sonra, dün geceden beri girmediği ve birkaç yıldır üyesi olduğu çağın en büyük haber sitesine giriyor. Lakin girdiği site ne hürriyet.com.tr ne milliyet.com.tr ne de ntvmsnbc.com... Burası boş gezenlerin buluşup lak lak yaptığını sandığımız Facebook değil mi? Zaten mesai saati bitene kadar Firefox'un bu tabı hiç kapanmıyor. Listesinde bulunan yüzlerce arkadaşının arasından birinin paylaştığı bir yazıyı çok begeniyor ve hemen firmanın blog sitesine yöneliyor. Birkaç satırlık bir giriş yazısının ardından bu makaleyi blogunuzda yayınlıyor. Bir taraftan da bunun haberini Twitter'a ekliyor. E-ticaret sitenize gelen siparişleri incelerken farkettiği bir sipariş aksaklığını düzeltmesi için müşterisiyle görüşmesi gerekiyor. Hemen Skype'a bağlanıp geçen ay sadece 8€ verip aldığı tüm dünyayı sınırsız arama hakkını kullanarak Macaristandaki müşterisini arıyor ve 30 dakikalık ücretsiz görüşmenin ardından aksaklığı gidererek siparişi onaylıyor. garanti.com.tr'ye girerek hesapları kontrol ediyor ve gelen havalenin onayıyla birlikte ürünün müşteriye kargolanmasını sağlıyor. Yazılarını takip ettiği birkaç blogger'ın sitelerini gezdikten sonra Youtube'a girerek birkaç üretim videosu izliyor sonra Iphone'unu alarak üretimhaneye giriyor. Son aşamaya gelen yeni ürünün fotoğraflarını ve videosunu telefonuna kaydettikten sonra çektiği videoyu bir taraftan firmanın Youtube sayfasına eklerken bir taraftan da Facebook'da da yeni yayına açtığı “Hayran” sayfanıza yüklüyor. Google 'a verdiği Adwords reklamlarına bu ürünle ilgili anahtar kelimeleri ekledikten sonra Delicious'a baglanıp yeni anahtar kelimelerin orada da tanımını yapıyor. Son olarak ürünü e-ticaret sitenize eklenmesiyle bir link de Alibaba'ya veriyor. Ardından yeni siparişlerin gelip gelmediğini kontrol için maillerine tekrar bir göz atıyor. İşte bütün günü bu şekilde geçen bir personel. Bu da yetmezmiş gibi eve gidiş yolunda bile kulağında beyaz kulaklığı ve elinden düşürmediği 3G telefonuyla bu işleri yapmaya devam ediyor ta ki eve girip netbook'unun power düğmesine basana kadar. Hem de tüm bu işleri severek yapan bir personel. Hatta eşinizin doğumgününde size Strawberrynet'den bir parfüm almanızı tavsiye eden de o. Peki bu personele yapılan yatırım size nasıl geri dönüyor? Dış ticaret sorumlunuzun Tunus'da yakaladığı potansiyel bir müşteri için fabrikanızın kaç katlı olduğu önemli mi sanıyorsunuz? Gösteremedikten sonra en pahalılarından oluşturduğunuz makine parkı kim için? Artık işin aslı INTERNET denilen yeni dünyada. İnternette ne kadar çok micrositeniz, üyeliğiniz, ve aktiviteniz varsa doğru müşterilerin size ulaşması da o kadar kolay olacaktır. Rakiplerinizle bir kıyaslama sözkonusu olduğunda tüm bu aktiviteler sizi bir adım ileriye taşıyacaktır. Arama motorlarında da bir ürün veya hizmet arandığında, size ulaşılıyorsa interneti doğru kullanmışsınız demektir ve bu personele yapılan yatırım size geri dönmüştür. |
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.